
BİLSEK’İ BİLSEK İYİ OLUR…
Ramazan AVCI Bey’in ve Mehmet KÖŞK Bey’in mütevazı duruşlarından burayı kurarken daha o vakit anlamalıydım BİLSEK’e ne kadar emek sarf ettiklerini.
Kısmet bu güne’ymiş…
Sinerji Derneği Başkanı Tuncay Kazancı Bey’le İl Genel Meclis toplantısında karşılaştığımızda, Sivil Toplum Kuruluşlarına yönelik AB Projeleri yazımı ile ilgili eğitimden bahsettiğinde, en azından emeği geçenleri yerinde kutlamak ve teşekkür etmek adına, uzun zamandır gitmeyi ihmal ettiğim Bilsek’e, bu vesileyle yolumun düşeceğini anladım. Zira eğitimi tertipleyen ve mekân sunan yer, açılımlı adıyla;Bilgi, İletişim, Sanat, Eğitim ve Kültür Gençlik Kulübü idi.
Oraya gittikten sonraki gözlemlerimi Bilsek’in ne olduğunu açıkladıktan sonra paylaşacağım.
Bilsek, ne değildir? İle başlamak daha iyi olur diye düşündüğümden, yapacağım açıklama da bu yönlü olacak. Bilsek, sıradan bir kulüp değil. Önce bunun bilinmesini isterim. Üstün vasıfları olan güzide insanların bir araya gelerek kurdukları, vizyon sahibi kuruluş amaçları ve incelikleri ile sıra dışı bir kulüp… Kahramanmaraş’ın ilk ve tek tescilli gençlik kulübü.
Bilsek, Kahramanmaraş Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nin bünyesinde doğmuş, gözü hakikati görmeye, kulağı hayatı duymaya, elleri birliğe beraberliğe kenetlenmeye açık K.Maraş kadar güzel Dünya kadar evrensel bir birliktelik.
Artık, alacağımız AB projeleri yazımı eğitimini de sebep kılıp BİLSEK’İ ziyarete gitme vakti geldi. Vakit, öğle’ydi. Ticaret Meslek Lisesi’nin hemen yanından çıkan dik rampanın sonunda sol kolumun üzerinde, her kuşbakışı hayranlıkla seyrettiğim şehir manzarasında her defasında gözüme takılan taş binanın kapısındaydım.
Burası Kahramanmaraş Anadolu İletişim Meslek Lisesi olmuştu. Tabii Bilsek’te buranın kalbi. Çünkü en iyi iletişim sanatla başlar. Bu taş bina, ne yapar ne ederdi bu güne dek takibinde olmadım. Ama rahmetli babamın bir zamanlar eğitim aldığı ve burada geçen günlerini, bizlere hatıralarını anlatarak paylaştığı bu binaya hassaten ilgi duyduğumdan, uzağında otursam da alakasından kopmadım. Gördüğüm o ki; yıllardır ne yapılmak istendi ise bu günkü verilen unvanı kadar güzel bir amaç sahibi olmadığıdır. Buranın amaçları doğrultusunda, daha da güzelleşeceğini bilerek, emeği geçenlere kalbi teşekkürlerimi sunuyorum. İletişim tarihle başlar bir yönüyle de. Buradaki mekânın maziden verdiği ses, duyabilene çok şey fısıldıyor aslında. İletişimin bir şekli de, bir değeri koruyarak değer yaratmaktan geçmiyor mu?
Sözün özü, tam yerine kurulmuş her ikisi de…
AB Projeleri yazmaya yönelik eğitim böyle bir ortamda başladı işte.
Okul pırıl pırıl… Sakin ve nezih döşenmiş. Sahiplenecekler çoğaltsın diye. Çok şey öğretmeyi ilke edinen bir yapıda. Tek tek gezdiriyor bizi İletişim Lisesi Müdürü Mehmet KÖŞK Bey… Emeği geçen dostlarını anmayı da unutmadan. Bu da güzel bir iletişim, anlayana. Emeğe ve yanınızda olmasalar da takım arkadaşlarına sahip çıkma örneği…
En üstte yer alan şu anda kurulmayı bekleyen konferans salonu , akustik yapıda olacak şekilde tasarlanır ve düzenlenirse, her türlü paylaşımların olabileceği harika ortamlar yaratılacağına eminim. Bu emeğe destek lazım elbette. İletişime geçme sırası, bu emeğe gerekli nezaketi göstereceklerini bildiğimiz, şehrimizi dünyaya tanıtmada haklı vizyon sahibi bir dolu kuruluşumuzun yapılandığı yerde.
Bu, amaçlara hizmet etmesi için doğmasını arzuladığımız salonun adını, kendi adının iletişimle birlikte anılmasından memnuniyet duyacak her nere varsa şehrimde, emeğini orası üstlenip, adını da orası üflemeli kulağına.
Eğitime; katılımcı, kariyerli bir grup arkadaşla başladık. M.Tuncer OKUMUŞ Bey’in harika anlatımları, tarifsiz emek ve fedakârlıkları ile yoğun ve neşeli anlatımlarını dinleyerek dört hafta sürecek bir programa girdik. Bu son(suz) haftamız. Neden ifadeyi ayraçlı kullandığıma gelince; eğitimin son haftasıydı evet fakat gönüllü bir birlikteliğin sonsuza dek sürecek başlangıcıydı da.
Çok güzel dostlar tanıdım burada. Tanıdığımı zannettiğim güzide insanların da paylaşımcı taraflarına tanık oldum. Yıllardır, aramızda bulunmadıkları söylenen KSÜ hocalarından, en güzel temsilciler vardı aramızda. Yrd. Doç Dr Arif Karademir Bey, Doç. Dr Özer Çınar Bey’den, Özlem Hanım’a ve öğrencilerine dek pek çok güzel insandan bahsediyorum.
Kadın Girişimciler Derneği’ndeki arkadaşlarımdan, Sinerji Derneği, Müsiad ve Kagiad gibi pek çok STK üyesi arkadaşlar olarak, Tuncer OKUMUŞ Hocam’ın sabırla ve özveri ile üç haftadır anlattığı, emek verdiği bu harika eğitimleri dinledik. Bu hafta sonu artık proje yazımına geçeceğiz. Anlatılanların ve Tuncer OKUMUŞ hocamın o ödenmez hakkını helal ettirmek için, öğrenilenlerin hakkını vermek hepimizin asli vazifesi diye düşünüyorum.
”Bir mum bir diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez” diyen Mevlana’yı haklı çıkaran bir dolu dost tanıdım burada. Bu oluşumda tanıdığım, özel sektörden Arsan Tekstil’den Mehmet Can URAL Bey ‘den, MADO’nun dinamik ve genç müdür ve müdireleri ile, makine mühendisi Nermin ÖZYETİŞEN ve adını bir çırpıda hatırlayamadığım değerli dostlar-ki beni affetsinler-burada tanımaktan mutluluk duyduğum, gerçek iletişim sahibi güzide dostlar olarak anacağım yerlerini çoktan aldılar hafızamda.
Gönülden yapılırsa her şey yerini buluyor inanın. Gönüllü aş var burada, gönüllü iş var burada, gönüllü bir dolu paylaşım var… Birlik ve dirlik var. Bereket, üretimlerle kendiliğinden gelecek elbette. Bu üretimler, ilkin benim de aralarında bulunduğum “Maraş Proje Grubu” ile en güzel şekilde başlayarak, Kahramanmaraş için hayata geçeceğinden şüphem yok.
Bir şehrin ne kadar şanslı olduğunu, dostlar ve dostluklar belirler aslında. Bu bağlamda Kahramanmaraş’ın şansı inkâr edilemez diye düşünüyorum. Yeter ki takdir etmeyi bilen büyüklüğümüz olsun.
İletişim tek taraflı gerçekleştirilen bir olgu değildir elbette.
Bundan sonraki her çalışmaya katılarak, gönüllü insanlara gönülden destek verin lütfen.
Kahramanmaraş’ın daha iyi yerlere gelmesi için BİLSEK’İ bilsek ve unutmadan daima iç içe olsak iyi olur…
Ve
K.Maraş’ta doğduğumuzu unutmadan dünyada yaşadığımızı bilmek için bir mani mi var?
Hepinizle, insanca kalabileceğimiz dünyada, güzelliğin evrensel dili ile konuşma bahtiyarlığında buluşmayı diliyorum.
Emeği geçenler, destek olanlar, katılım gösteren ve gösterecek olanlar var olsunlar. Başka ne denir.
Saygılarımla
İki tatlı not: Ne zamandır söyleyecektim, Ramazan AVCI Bey’e dostane sitemimi. Henüz zamanı geçmedi sayılır. Bilsek gibi bol emekle meydana gelen hakkı ödenmez gayretlerde, insan böyle pişmiş aş mı sunar dostların sofrasına? Sizler emek verirken, çilesini ve sancısını çekerken, karınca kararınca bir destek için, hatırlanmamış ve vazifelendirilmemiş olmam, sitem etme hakkımı elimden alamaz diye düşündüm.
Kabul görüle.
Not’un diğeri bize eğitim veren Tuncer OKUMUŞ Hoca’mla akrabalığımızı merak edenlere… İtiraf ediyorum. Eğitimin başında ben de merak etmiştim. Nüfusta akraba değilmişiz. Fakat,” bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” rüknünde neyi sayılırsam o dur akrabalık bağımız.
Böyle biline.
Tarih: 19 Aralık 06 ya da proje araştırmasında fırsat bulunan bir aralık
İnci OKUMUŞ
Şair /Yazar
Manşet Gazetesi/Hürriyet Gazetesi(GAP)